Mavi’nin Günlüğü’nden…
KAZANANLAR DEĞİŞMİYOR!
Ceyhan, yıllardır “geleceğin Rotterdam’ı” olarak anlatılır. Konumu, enerji yatırımları ve sanayi potansiyeliyle büyük bir geleceğe sahip olduğu söylenir.
Şehrin çevresinde büyük firmalar yer alıyor, yeni yatırımlar konuşuluyor. Biz günlük hayatın içinde yeterince hissetmesek de Ceyhan, kör topal da olsa bir enerji şehri olma yolunda ilerliyor.
Peki, bu kadar potansiyeli olan bir ilçe neden şehir yaşamında hâlâ yerinde sayıyor?
Neden dönüp dolaşıp aynı sorunları konuşuyoruz?
Bozuk yolları, çarpık yapılaşmayı, karanlık sokakları, sosyal hayatın yetersizliğini…
Başka şehirlerin meydanlarına, caddelerine, parklarına bakıyoruz. İnsanların nefes alabileceği alanları, akşamları yürüyebileceği aydınlık sokakları görüyoruz. Sonra Ceyhan’a dönüp soruyoruz:
Biz neden bunlarla yetinmek zorundayız?
Çevresindeki yatırımlarla anılan bu ilçe, merkezindeki yaşam kalitesiyle neden aynı ölçüde konuşulamıyor? Neden koskoca bir şehir olma iddiasıyla, koca bir köy görüntüsü arasında sıkışıp kalıyor?
Bana göre cevabı yalnızca bütçede, projelerde ya da hizmet eksikliğinde aramak yeterli değil. Biraz da bu ilçede yıllardır değişmeyen ilişkilere bakmak gerekiyor.
Hiç dikkat ettiniz mi?
Bu ilçeyi sağ partiler de yönetti, sol partiler de… Belediye başkanları değişti, parti yönetimleri değişti, koltuklara başka isimler oturdu.
Ama o koltukların etrafındaki bazı isimler hep aynı kaldı.
Siyasi görüşler farklılaştı, tabelalar değişti, sloganlar yenilendi. Buna rağmen her dönemde yönetime yakın durmayı başaran bir çevre varlığını korudu.
Sandıkta birbirine rakip olanların çevresinde bile zaman zaman aynı isimleri görebiliyorsunuz.
İşte benim itirazım burada başlıyor.
Bir kentte söz sahibi olmak, birkaç kişinin kurduğu ilişkilerle sınırlı kalıyorsa; vatandaşın talebinden önce belli çevrelerin beklentileri dikkate alınıyorsa, o kentin ilerlemesi nasıl mümkün olacak?
Ceyhan’ın ihtiyaçları ortada. Daha düzgün yollar, planlı yapılaşma, aydınlık sokaklar, gençlerin vakit geçirebileceği alanlar, canlı bir sosyal hayat…
Bunlar yıllarca bekletilecek talepler olmamalı.
Ancak şehir aynı sorunlarla yaşamaya devam ederken, her yönetimde kendisine yer bulabilen çevrelerin konumu hiç sarsılmıyorsa, şu soruyu sormak hakkımızdır:
Bu düzende kim kazanıyor?
Yanılıyor olabilirim.
Öyleyse Ceyhan’ın son yirmi yılını gözünüzün önüne getirin. Kimler hangi makamlara geldi, kimler gitti? Sonra o makamların çevresine bakın. Hangi isimler değişti, hangileri her dönemde kendisine yer buldu?
Bir şehirde insanların uzun yıllar söz sahibi olması tek başına sorun değildir. Asıl mesele, bu etkinin şehre ne kazandırdığıdır.
Yirmi yıl sonra hâlâ aynı eksikleri konuşuyorsak, yalnızca makamda oturanları değil, kararların çevresinde duranları da sorgulamalıyız.
Şimdi iki dakikalığına başınızı ellerinizin arasına alın ve düşünün:
Yönetimler değişirken hiç değişmeyen o isimler kimler?
Belki de Ceyhan’ın neden değişmediğinin cevabı, tam da oradadır.