ESNAF TEDİRGİN: CEYHAN’DA SEÇİM GELİYORSA HUZUR GİDİYOR MU? Ceyhan’da oda ve sivil toplum kuruluşu seçimleri yaklaşmaya başladığında yalnızca kulisler hareketlenmiyor. Çarşı da hareketleniyor. Kahvehanelerde konuşmalar değişiyor, işyerlerinde ziyaret trafiği artıyor, telefonlar sıklaşıyor. Ancak bu hareketlilik her zaman heyecan ya da demokrasi coşkusu oluşturmuyor. Tam tersine, birçok esnaf için seçim dönemleri huzursuzluk ve tedirginlik anlamına geliyor…

ESNAF TEDİRGİN: CEYHAN’DA SEÇİM GELİYORSA HUZUR GİDİYOR MU?
Ceyhan’da oda ve sivil toplum kuruluşu seçimleri yaklaşmaya başladığında yalnızca kulisler hareketlenmiyor. Çarşı da hareketleniyor. Kahvehanelerde konuşmalar değişiyor, işyerlerinde ziyaret trafiği artıyor, telefonlar sıklaşıyor. Ancak bu hareketlilik her zaman heyecan ya da demokrasi coşkusu oluşturmuyor. Tam tersine, birçok esnaf için seçim dönemleri huzursuzluk ve tedirginlik anlamına geliyor.
Normal şartlarda bir seçim süreci nasıl işler? Adaylar çıkar, projelerini anlatır, üyeler değerlendirme yapar ve sandık kurulduğunda herkes özgür iradesiyle oyunu kullanır. Demokrasinin en sade tanımı budur aslında. Fakat Ceyhan’da bazı esnafların anlattıkları, işlerin her zaman bu kadar basit ilerlemediğini gösteriyor.
Yaklaşan oda seçimleri öncesinde de benzer şikayetler yeniden dillendirilmeye başlandı. Esnafların anlattığına göre sorun adaylardan çok, adayların etrafında kümelenen bazı kişi ve grupların tavırlarından kaynaklanıyor.
“Aday gelsin, kendini anlatsın, projesini anlatsın, oy istesin. Buna kimsenin itirazı yok” diyor birçok esnaf.
Asıl rahatsızlık duyulan konu başka.
Çünkü seçim dönemlerinde bazen adaydan çok adayın destekçileri sahaya iniyor. İşin ilginç tarafı, bazen bu isimlerin seçimle doğrudan ilgisi bile olmuyor. Fakat buna rağmen çarşıyı dolaşıyor, işyerlerini geziyor, “Desteğin kimden yana?”, “Oyunu kime vereceksin?”, “Açık tavrını göster” gibi söylemlerle esnafın kapısını çalıyor.
Elbette herkes ziyaret edebilir, destek isteyebilir. Siyasette de, oda seçimlerinde de bu doğaldır. Ancak destek istemekle baskı oluşturmak arasındaki çizgi çok ince bir çizgidir. Sorun da tam burada başlıyor.
Çünkü esnafın en büyük sermayesi huzurudur.
Sabah dükkânını açan bir kişi; siftiyatını, borcunu, piyasayı, personel giderini, elektrik faturasını düşünürken bir de “Kime yakın duracağım?” hesabı yapmak istemiyor. İş yapmak isteyen insanlar, taraf olmak zorunda bırakıldıklarını hissettiklerinde doğal olarak rahatsız oluyor.
Birçok esnafın ortak cümlesi dikkat çekici:
“Sandık kurulsun, herkes istediğine oy versin. Ama bizi rahat bıraksınlar.”
Aslında bu söz tek başına çok şey anlatıyor.
Çünkü oda seçimleri güç gösterisi alanı değil, temsil yarışıdır. İnsanlar desteklerini özgürce açıklayabilir de açıklamayabilir de. Hatta kimseye açıklamak zorunda da değildir. Seçimin özü zaten budur.
Aday olmadığı bir odanın seçimine karışmak, her yerde güç göstergesi yapmak moda haline geldi adeta…
Ne yazık ki Ceyhan’da yıllardır seçim dönemlerinde benzer serzenişler duyuluyor. Her seçim öncesi aynı cümleler kuruluyor, aynı tedirginlik yaşanıyor ve süreç bittikten sonra konu unutuluyor. Bir sonraki seçim dönemine kadar…
Belki de artık sorulması gereken soru şu:
Ceyhan’da seçim kültürü gerçekten yarış üzerine mi kurulu, yoksa çevre baskısı üzerine mi şekilleniyor?
Çünkü bir yerde insanlar adaylardan değil de seçim atmosferinden korkmaya başlamışsa, orada dönüp düşünmek gerekir.
Demokrasi yalnızca sandığa gitmek değildir. Demokrasi, insanların oyunu verirken kendini özgür hissetmesidir.
Ve görünen o ki Ceyhan esnafının bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; yeni vaatlerden önce biraz huzur.