Seçimden seçime

Bu memlekette bazı insanların mevsimi vardır. Kışın görünmezler, yazın görünmezler, insanların derdiyle dertlenirken görünmezler. Bir okulun eksiğinde, bir hastanın yardım çağrısında, bir gencin iş arayışında, bir mahallenin sorununda ortalarda yokturlar. Ama ne zaman bir seçim yaklaşsa, işte o zaman sahneye çıkarlar. Seçimin konusu da çok önemli değildir onlar için. Bazen bir belediye seçimi… Bazen bir..

Seçimden seçime
Tarih : Okunma : 31 views Yorum Yap

Bu memlekette bazı insanların mevsimi vardır.

Kışın görünmezler, yazın görünmezler, insanların derdiyle dertlenirken görünmezler. Bir okulun eksiğinde, bir hastanın yardım çağrısında, bir gencin iş arayışında, bir mahallenin sorununda ortalarda yokturlar.

Ama ne zaman bir seçim yaklaşsa, işte o zaman sahneye çıkarlar.

Seçimin konusu da çok önemli değildir onlar için.

Bazen bir belediye seçimi…

Bazen bir oda seçimi…

Bazen bir kooperatif seçimi…

Bazen bir dernek ya da birlik seçimi…

Nerede bir yarış, nerede bir güç mücadelesi varsa, orada mutlaka boy gösterirler.

Çünkü onların derdi hizmet etmek değil, kazanan tarafta görünmektir.

Daha seçim sonuçlanmadan güçlü gördüklerinin yanına dizilir, fotoğraf karelerinde yerlerini alırlar. Sonuç belli olunca da en yüksek sesle konuşan yine onlar olur. Mücadelenin içinde olmayanlar, sanki savaşın kahramanıymış gibi ortalıkta dolaşır.

Dün başka bir ismin yanında olanların bugün başka bir ismin yanında olması kimseyi şaşırtmaz. Çünkü onların sadakati kişilere değil, güce ve menfaatedir.

Lafa geldiğinde büyük büyük konuşurlar.

Şu kadar kişiye iş verdiklerini anlatırlar.

Bu bölgenin ekonomisine yön verdiklerini söylerler.

Servetlerinden, yatırımlarından, arazilerinden bahsederler.

Ancak dönüp baktığınızda toplum adına ortaya koydukları samimi bir fedakârlık görmekte zorlanırsınız.

Bir öğrencinin eğitimine katkı sunarken göremezsiniz.

Bir ihtiyaç sahibinin elinden tutarken göremezsiniz.

Bir toplumsal sorunun çözümü için mücadele ederken göremezsiniz.

Çünkü onların dünyasında “ben” vardır.

Toplum yoktur.

Memleket yoktur.

İnsan yoktur.

Kendilerinden başka kimse yoktur.

Ama buna rağmen gittikleri her yerde kendilerini kral sanırlar.

Oysa gerçek güç; kalabalıkların arkasına saklanmak değildir.

Gerçek güç; tek başına da aynı sözü söyleyebilmektir.

Gerçek güç; rüzgârın yönüne göre saf değiştirmemektir.

Gerçek güç; menfaatin değil, ilkelerin yanında durabilmektir.

İşte bunu yapamadıkları için hep birilerinin arkasına saklanırlar.

Çünkü yalnız kaldıklarında karşılıklarının ne olduğunu en iyi kendileri bilir.

Bu yüzden seçim mevsimi onların mevsimidir.

Yine sahnedeler.

Yine güçlü görünenlerin etrafındalar.

Yine fotoğraf karelerinde en önde durmaya çalışıyorlar.

Yine kendilerini vazgeçilmez göstermeye uğraşıyorlar.

Ama unuttukları bir şey var:

İnsanları makamlar büyütmez.

Paralar büyütmez.

Kalabalıklar büyütmez.

İnsanı büyüten şey karakteridir.

Ve günün sonunda herkes cebindeki parayla değil, bıraktığı izlerle hatırlanır.

Bazıları servetiyle övünür.

Bazıları makamıyla.

Bazıları çevresindeki kalabalıkla.

Ama bazı insanlar da vardır ki sadece duruşlarıyla iz bırakır.

Tarih de, toplum da sonunda onları hatırlar.

PAYLAŞ